
|
|
| | Yazar | Mesaj |
|---|
Eliza Monjeuré Muggle* Lütfen Bir Mesleğe yada Seçmen Şapka'ya Başvurunuz..

Mesaj Sayısı: 81
 | Konu: İlk Görüş Cuma Ağus. 06, 2010 9:20 am | |
| Karanlık. Sanırım gecenin yeni canavarı ben olmuştum. Ne hakla? Böyle bir şeye müsadem yoktu. Ben, sadece bendim. Ötesi olamazdım. Şimdi ise çok farklı biriydim. Tüm günahlarımdan arınmış olabilirdim belki. Ama unutmayacağım bir şey vardı. O da günahın kendisinin ben olduğumdu. Böyle olmayı ben istememiştim. Kim isteyebilirdi ki zaten? Gözlerimi kapatıp saçlarımın hafif meltemde yüzümü gıdıklamasına izin verdim. Havadaki sıcak nemi hissedebiliyordum. Ancak bu beni etkilemiyordu. Havadaki toz tanelerini, nefes alıp verirken o taneleri nasıl içime çektiğimi görebiliyordum. Nefes almama gerek yoktu fakat bu istemsiz bir haraketti benim için.
Yavaça gözlerimi kapadım. Eyfel kulesinin önünde duruyordum. Tüm ihtişamı ve ışıklandırması ile oradaydı. Oraya çıkamazdım. Çünkü kalabalık ve karmaşa beni tehlikeye sokuyordu. Şu ana kadar yaptığım katliam yetmezmiş gibi gece haberlerine de çıkmak istemiyordum. Geceleyin gözlük takmak insanlar tarafından yadırganabilirdi. Ama güneş gözlüğü takmayı, lens takmaya yeğlerdim. Gözlerim kırmızıydı. Belki büyü dünyasına böyle çıkabilirdim. Ama Mugglelar için böyle bir şey söz konusu olamazdı. Gerçi ne bekliyordum ki? Tanrı bilir, kırmızı gözle çıksam bile dikkat çekmem için lens falan taktığımı düşüneceklerdi. Onların bu dar görüşünden nefret ediyordum. Kendim de birkaç ay önce insan olsam bile. Zorlukla yutkundum ve boğazımı tetikleyen şeyin ne olduğunu düşündüm. Ah, kan.
Kan tutkusu. Uzun ve narin ellerimi boğazıma götürdüm. Ve boğazımdan istemsizce bir ses çıktı. Bu bir hırlama mıydı? Etrafımdaki birkaç çocuk bana deliymişim gibi baktı ve geçip gittiler. Aman tanrım! Tehlikeli olduğumu nasıl düşünmezlerdi? Gözlerimi bir daha kapatarak elimi boğazımdan çekmeden yürümeye başladım. Aslında görmeme gerek yoktu. Onların içinde gayet güzel kamuflaj olabiliyordum. Sonunda kulenin önünde durdum ve derin bir nefes aldım. Boğazım yanmıştı. Ama eskisi kadar değildi. Şu an yeterince insan öldürmüştüm. Daha fazlasını kimse istemezdi.
Kafamı kaldırıp insanlara baktım. Ve fark edince ne kadar görünmez olduğumu anladım. Beni farketmiyorlardı. Kendi işleriyle o kadar meşgullerdi ki. Her mahlukatın gözlerindeki acale ve telaşı sezebiliyordum. Hepsinin gülümseyen yüzleri olmasına karşın içleri bir barut gibiydi. Sanki her durumda patlayacak gibi. Bir insanın içinde bile rahatlık yoktu. Daha sonra kendimi düşündüm. Ben de insanken hep böyle önyargılı ve kuşkulu muydum? Gerçi şimdi de bir farkı yoktu. Kafamdaki fransız beresi ve uzun, krem rengi pardüsemle kendim gibi duruyordum. Ben de bir Fransızdım. Ama burayı hatırlamıyordum. Hatırladığım tek ülke İngiltere idi. Ama şimdi vampir beynimle burayı hafızama kazımıştım. Tüm doğallı ve sahteliyle gerçekten büyüleyici bir şehirdi. Buraya aşk şehri demeleri gerçekten doğruydu. Her insanın kafasında en büyük yeri aşk dolduruyordu. Ancak arada para, huzur gibi düşünen insanlar da vardı. Yüzümü buruşturdum. Bu hislerin hiçbirini artık hissetmiyordum. Kan tutkusundan başka bir tutkum yoktu. Ben tam bir canavardım. Gözlerimi bir kez kapattım ve ne kadar imkansız olsa da tüm sezgilerimi kendime sakladım. uzun zamandır tek bir kelime bile etmiyordum. Söyleyebileceğim tek şey, " Artık bir canavarsın Eliza. " olmuştu.
En son Eliza Monjeuré tarafından C.tesi Ağus. 07, 2010 11:01 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi |
|  | | Jeona Eilis Loreille Muggle* Lütfen Bir Mesleğe yada Seçmen Şapka'ya Başvurunuz..
Mesaj Sayısı: 137
 | Konu: Geri: İlk Görüş Cuma Ağus. 06, 2010 10:08 am | |
| Dökülür yapraklar her yeni sonbahara. Kalbindeki tamamlanamamış şarkıların notaları gibi sıçrar durur her yana. Gün batımındaki güneş kadar turuncu, yeni doğmuş bir bebek kadar kırılgan yapraklar, savrulur nemli toprağa. Kupkuru dudaklarına damlayan yağmur gibidir koyu renk örtünün üzerine düşen yaprak. Üstüne bir gecelik geçirmek misali, yepyeni bir kostüm giyer doğa. Sessiz kostüm, sarhoş eder genç kızı. Alır kendinden, götürür bambaşka diyarlara. Çıktığı yolculukla keyfi yerine gelir kızın. Dünyadaki herkesten daha harika olduğunun fakına varır hayal gücünün. Dev bir köprünün, çelikten halatlarla bağlanması gibidir algıları. Buna karşın, gerçeğe düşkünlüğü incecik bir misinayla kıyaslanabilir ancak. Onu olması gerektiği yerden alıkoyan tek şeydir gürültü. Koşuşturmacanın içinde bir camın parçalanması gibidir hayat. Ne denli kolay kayıp gittiğinin farkına varamazsın bile. Oksijen parçacıkların havada yer değiştirirken çıkardığı sesi dahi duyamadan kapatırsın gözlerini dünyaya. Oysa o muhteşem melodi, öylesine rahatlatır ki canlıyı… Bilemez kimse.
Büyük bir taşa takılıp düşmesinin ardından uzun topukları dolayısıyla onları giyerek daha fazla yürüyemeyeceğini anlayan Jeona çıkardığı ayakkabılarını eline alıp taşlardan uzak durmaya özen göstererek çıplak ayak, muggleların arasından ilerlemeye başladı. Rüzgârın etkisiyle hafifçe hışırdayan ağaç yapraklarının yüksek kulenin sessizliğin hâkimiyeti altına girmesini engellediği bu ürkütücü gecede neden burada olduğuna dair cevaplanamaz sorular soruyordu kendine. Sert zeminde yürümeye başladı rüzgarın saçlarında yarattığı hafif dalgalanmalarla birlikte. Zihninde yankılanan her sözcük, ağaçların arasından gelen tatlı uğultuyla bütünleşiyordu. Kendini toparlamaya ve yalnızlığının tadını çıkarmaya çalıştı, yalancı bir gülümseme belirdi dudaklarında anında. Umursamıyordu da, uzanıp saçlarına tutturduğu minik lastik tokayı çekti hızla ve rüzgara karışıp tamamiyle dağılmalarına izin verdi. Zihninin her bir köşesinden fırlayan binlerce soru ne kadar da bunaltıcıydı, kalbinin yalnızlıktan bunalmış olmasına karşılık zihni hiç susmak istemiyordu sanki. Verdiği derin nefesle birlikte karmakarışık düşüncelerini de karanlığa bıraktı, bir süre kendisini toparlamalıydı. Gözlerini yumdu, ve öylece sessizliği dinledi bir süre. Tekrar dünyaya geri döndüğünde, kulenin enfes manzarasına kaptırdı kendini. Gözleri tek bir ayrıntıyı kaçırmak istemezmişçesine her bir yanı tararken, gördüğü karşısında geçirdiği şok dalgasına engel olamadı. Eliza... 'Şaka yapıyor olmalısın.' Gerçekti, herşeyiyle karşısında duruyordu. Ona doğru yürümeye başladı. Yaklaştıkça büyüyen kadından ayırmadan bakışlarını, ilerledi ağır ağır genç kız. Yeni bir yaprak dalından kopup salınarak aşağıya inerken yalnızca gözlerini kırpıştırdı. Şu anda eyfel kulesinin çökmesi dahi onun bakışlarını başka bir yöne çekemezdi. Geçmiş gözlerinin önünden akıp giderken, kendini aldatılmış hissetmesine hiç bir engel yoktu.
"Eliza..."
|
|  | | Eliza Monjeuré Muggle* Lütfen Bir Mesleğe yada Seçmen Şapka'ya Başvurunuz..

Mesaj Sayısı: 81
 | Konu: Geri: İlk Görüş Cuma Ağus. 06, 2010 10:29 am | |
| Tüm sezgilerimi kendime saklamışken bununla baş etmem çok zordu. Bu kokuyu, bu tedirginliği ve umursamazlığı hatırlıyordum. İçimden sessizce sövdüm. Lanet olsun. Arkamı dönmek istemiyordum. Kabustan uyanmak istiyordum. Ancak mümkün değildi. Tüm gerçekliği ile arkamdaydı. Güzel ve zarif yüzünde tedirgin bir ifade olduğunu arkamı dönmeden hissedebiliyordum. Kokusu hiç düşünmediğim kadar çekici gelmişti. Tekrar doğruldum. Ve yine sözvdüm. Lanet olası canavar. Onu öldürürsen...
Tam kendi kendimi tehtid ederken onun nazik ve bir o kadar tedirgin sesi ile ürperdim. Her nefes alıp verişi başımı döndürmeye yetiyordu. Titrek sesiyle tek bir kelime söyleyebildi. " Eliza... " Farkında olmadan bir insan veya cadıdan çok daha hızlı bir şekilde döndüm ve yüzüne baktım. Damarlarında akan kanı görebiliyordum. Yüzünün geçirdiği şoktan hafif hafif kızarmaya başladığını hissedebiliyordum. Bu çok ama çok farklı bir duyguydu. Kendime engel olamayacağımı düşünüyordum. Jeona'nın tadı biraz daha farklıydı. O bir cadıydı ve kanı çok daha güzel geliyordu. Gözlerimi kırpıştırarak onun etkisi altından kaçtım. Tabi bunu göremezdi. Gözümde simsiyah, pilot gözlüğü olduğu sürece kimliğimi fark etmesi imkansızdı. Ciddi ve resmi bir tavırla ona cevap verdim. " Merhaba Jeona. "
Sesim beni bile ürpertmişti. Çınlayan sesimi bir daha duymak isteyeceğimden emin bile değildim. Zorlukla yüzüne, gözlerine bakabiliyordum. Boğazım kurumuştu.Çünkü daha yeniydim. Sonsuza kadar on sekiz...
En son Eliza Monjeuré tarafından C.tesi Ağus. 07, 2010 11:03 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi |
|  | | Jeona Eilis Loreille Muggle* Lütfen Bir Mesleğe yada Seçmen Şapka'ya Başvurunuz..
Mesaj Sayısı: 137
 | Konu: Geri: İlk Görüş Cuma Ağus. 06, 2010 11:28 am | |
| Uzun zaman sonra Eliza'yı görmek, hem de hiç beklemediği bir anda... Ne hissetmesi gerektiğini bilmiyordu, zaten duyguları da pek onunla beraber hareket ediyor gibi değildi. O kadar çok şey hissediyordu ki şu an; hüzün, acı, özlem, mutluluk, merak... Gittiği zaman yaşadıklarını unutamıyordu bir türlü, en yakınlarından birini, kendisini gerçek dünyaya bağlayan yegane şeylerden birini kaybetmişti, neden gittiğini bile bilmeden. Ona ulaşmaya çalıştı, fakat yoktu. Bırakmıştı Jeona'yı. Bir daha karşılaşmayı beklemiyordu, kendini bu uçsuz bucaksız yalnızlığına kaptırmıştı. Düşüncelerinde kendisine bir dünya kurmuştu, en azından düşüncelerindeki dünyanın halkından hiç kimse onu bırakıp bir yere gidemezdi.
Kafasını karıştıran birden fazla şey vardı şu an. Ophelia hayatı boyunca ilk kez kendini bu denli savunmasız ve düşüncelerini kontrol altına alamayacak kadar zayıf hissediyordu. Bakışlarına bile söz geçiremiyordu; onları o kadar insanın arasından sızan ay ışığının aydınlattığı sert zemine yönlendirirken dönüp dolaşıp Eliza'nın bembeyaz, çıkıntılı yüzüne odaklanıyordu. 'Peki o gözlükler neyin nesi?' Anlayamadığı bir şey, gözbebeklerini ondan ayırmasına engel oluyordu. -Belki de özlemdir? Kendisini toparlaması gerekiyordu. Olağanüstü bir çabayla gözlerini eşsiz manzaraya çevirirken sanki suyun altında bayılana dek nefesini tuttuktan sonra yüzeye çıkmışçasına nefes nefese kalmış bir halde inip kalkan göğsünü sakinleştirmeye çalıştı. Hafifçe yutkundu ve genç bayanın tok sesi kulaklarına ulaştığında ona bakmamaya özen gösterdi.
" Merhaba Jeona. "
Sert hatlarla çevrelenmiş soğuk bedeni içinde fırtınalar barındırıyordu. Duyguları bu fırtınalarla yön değiştiriyordu her seferinde. Dengesizliği de burada ortaya çıkıyordu. Yoğun duyguları şekil değiştiriyordu her sallantıda. Her duygusu boşlukta yankılanan ses misali katlanarak büyüyordu içinde. Bir anda tersyüz olan zihnine hükmetmeye gücü yetmiyordu. Boyun eğiyordu acizliğine. Ne yapması gerktiğine karar veremiyordu, ona kızması mı gerekiyordu, gittiği için onu suçlaması? Yapamıyordu. Artık beyninin bedenine hükmetmeyi kestiğine emin olduğu anda, kollarını Eliza'ya dolamıştı. İrkilme hissi bütün bedenini kaplarken, ne olduğunu, neden olduğunu düşünemedi bile. Sadece Eliza vardı.
"Seni çok özledim Eliza, çok..."
|
|  | | Eliza Monjeuré Muggle* Lütfen Bir Mesleğe yada Seçmen Şapka'ya Başvurunuz..

Mesaj Sayısı: 81
 | Konu: Geri: İlk Görüş C.tesi Ağus. 07, 2010 11:16 am | |
| Bendeki değişii farketmesi pek zor olmamıştı. Ne de olsa o bir cadıydı. En azından ben bunu biliyordum. Diğerlerinden çok farklıydı. Neredeyse tüm kokuların karışımı olan kendisine has bir kokusu vardı. Nefes alıp vermemi zorlaştıran kendi nefesi beni daha da zor duruma sokuyordu. Boşluğun içerisinde giderek ilerlediğimi düşünüyordum. Giderek kayıplara karışıyor, sonsuzluğun mükemmel bir parçası oluyordum. Bir canavar. Sanırım bu doğru bir kelimeydi. Üzerinde etki kurduğum resmiyet nedeniyle zor durumdaydı. Bana bakmamaya özen gösteriyordu. Temkinli olmadığım bir anda boynuma atladı. Kollarını benim boynumda kenelediğinde normal biri olsam nefes almada güçlük çekerdim. Ama şimdi hiçbir şey hissetmiyordum. Sadece ne kadar güçlü olduğumu düşünüyordum. Boynu dişlerime bu kadar yakınken nasıl böyle güçlü olabiliyordum? Nefesimi sıkıca tuttum. Bu dayanılmaz acıdan kurtulmak istiyordum. Tam ellerini benim boynumdan çekmesini sağlayacak gücü kullanacakken bir şey oldu.
Daha sonra beni raydan çıkaracak birkaç kelimeyi çekingen, korkak ve aynı zamanda hüzünlü bir halde yüzüme vurdu. " Seni çok özledim Eliza, çok... " Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Bin insan veya büyücüden çok daha hızlı bir şekilde kollarından kurtuldum ve inanılmaz bir hızla iki metre geri gittim. Şaşkın gözleriyle bana bakıyordu. Daha demin kollarında olan Eliza şimdi bambaşka bir yerdeydi. Boğazımı tutarak iki kez öksürmeye çalıştım. Bu ateş hissinden nefret ediyordum. Gözlerim tetikteydi. Artık dayanamazdım. En ufak bir haraketinde kötü şeyler olabilirdi. Gözlerimi onun gözlerine dikerek daha da resmi ve katı halde konuşmaya başladım. Amacım onu kırmak değildi. Onu nasıl kırabilirdim? O benim en iyi dostlarımdandı. Ama onu kendimden uzak tutmak istiyorsam bunu yapmalıydım. Normalde hiç yalan söyleyemezdim. Ama geçirdiğim fiziksel ve ruhsal değişim beni de değiştirmişti. Artık daha iyi ve karizmatiktim. Katı bir sesle yalan söyledim. Kendim bile yalan söylediğime inanamayacak kadar şaşırmıştım. " Ama ben seni hiç özlemedim Jeona. Artık kimseyi istemiyorum. Siz benim için iyi arkadaşlar değilsiniz. " Tiksinir gibi konuşmuştum. Aslında doğruydu. Ama tiksindiğim kişi Jeona değil, kendimdim. |
|  | | Jeona Eilis Loreille Muggle* Lütfen Bir Mesleğe yada Seçmen Şapka'ya Başvurunuz..
Mesaj Sayısı: 137
 | Konu: Geri: İlk Görüş Salı Ağus. 10, 2010 3:01 pm | |
| Durmadan akıp giden zaman... Acımasızca önüne çıkanı ezerken Jeona kendini aciz hissediyordu. Düşünceleri bir nehir misali akıyordu zihninden. Yakalamaya çalıştığı hayat onu boşvermiş son hızla ilerliyordu. Jeona artık peşinden koşmaktan yorulmuştu. Kafasındaki soru işaretleri gittikçe çoğalıyordu. Karmaşıklık duygusuna karşı koymak onun için her zaman ki gibi zor oluyordu. Birinin gelip onu bu dünyadan çekip götürmesini bekliyordu. Eliza... Çocukluğundan beri hayatındaki en önemli varlık. Kollarından kaçtığı sırada onunla geçirdiği anıları zihninin saklı köşelerinden çıkıp gelmiş ve bir film şeridi gibi gözlerinin önünden akmaya başlamıştı,
Eliza'yla tanıştığı o aydınlık sabah... Birlikte diğer çocuklara meydan okumaları... Koşuşları, düşüşleri, gülüşleri, kavgaları... Ettikleri kardeşlik yeminleri... Küçükken saçlarında güneşin bıraktığı izler... Sinirlenince ona fırlattığı çamurlar... Ve, birlikte geçirdiği milyonlarca güzel saat...
Vampir. Ürperme hissinin sebebi kafasına dank ettiğinde bu anların hepsi, aldığı darbeyle sulara karışan gemi gibi kayboluyordu zihninden. Artık her şey farklıydı. Taşlaşmış bir beden, fazlasıyla hızlı hareket yeteneği, sebepsiz yere takılan gözlük. Onu en son gördüğü halini hatırlamaya çalıştı. Ve şimdiki hali. 'Hadi aradaki yedi farkı bulsana J.' Beyni bu kadar yeni haberi almayı reddederken, derin bir nefes alıp sakin olmayı denedi. Ah ne yazık ki hiç bir işe yaramamıştı. Gözlerini Eliza'dan ayırmayı başardığında, etrafına göz gezdirdi, acaba kimse Eliza'nın ne kadar hızlı hareket ettiğini fark etmiş miydi? Ya da kimse nasıl bir tehlikenin içinde olduğunun farkında mıydı? Kimse onlara bakmıyordu, zaten şu an bakanlar onların dost olduğunu anlayamazlardı. Aralarında koskocaman bir mesafe vardı. Bu şekilde, birbirleriyle hiç bir bağlantısı olmayan, sadece birbirlerinin görüş alanına yanlışlıkla girmiş iki genç bayandılar adeta. Düşüncelerini beyninden atmasını sağlayacakmış gibi kafasını iki yana salladı. Gözlerini tekrar Eliza'ya diktiğinde, duydukları karşısında kanının donduğunu hissedebiliyordu.
'Ah lütfen yapma, o kadar yıldan sonra bunu söyleyemezsin. Artık benden kaçma. Lütfen Eliza...' |
|  | | |
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |
|